Bitki ve Çevre Dostları

Cennet Kazdağlarında Maden Aramasına Son...
Ana Sayfa Ağaçlar Çalılar İğne Yapraklılar Gül Bahçesi Salon Bitkileri Baharat Bahçesi İletişim

GÜL YETİŞTİRİCİLİĞİ
Milattan 500 yıl önce Çinliler tarafından kültüre alınan güller, çiçeklerinin kokusu ve güzelliği nedeniyle bahçıvanlar tarafından çiçeklerin kraliçesi olarak kabul edilmektedir. Ana vatanı Anadolu ve Orta Asya olan gül; 1-2 metre arasında boylanabilen, bol saçak köklü çok yıllık çalı formunda, yarı odunsu bir bitkidir. Dikildiği ilk yıldan itibaren çiçeklendiği için güzelliğini hemen gösterir.Genellikle pembe , beyaz , kırmızı , sarı, portakal renklerinde gördüğümüz günümüzde yetiştirilen güller üç ana gülden elde edilmiştir.; Rosa gallica, Rosa indica ve Rosa lutea   Bu ana güller üzerinde yapılan çeşitli melezleme çalışmaları, yüzlerce kültür formunun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bahçede grup ve tek olarak değerlendirilen çalı tipindeki güllerin yanı sıra tırmanıcı, sarılıcı, yayılıcı güller pergole, çit, duvar kenarlarında, girişlerde, kapı ve pencere kenarlarında kullanılır.

 

MİNYATÜR GÜLLER, Saksıda yetiştirmek için en iyi tür cüce güllerdir. Hemen her toprakta yetişebilmektedir. İlkbaharda üst dallardan kesip ekilirse, kolayca köklenip büyürler hatta sonbahara çiçek bile açarlar.  Bunların tek kusuru kokusuz olmalarıdır. Ama bütün yıl çiçek açarlar. Camekanlı bol güneşli balkonda kışında çiçek açarlar.Uzun yıllar yaşarlar.Çeşitli renklerde olabilirler.

GÜLLERDE ÜRETİM

Gül tohumları oldukça serttir. Ekildiği yıl çimlenmez. Çimlenmeyi kolaylaştırmak için sonbaharda toplanan ve temizlenen tohumlar katlamaya tabi tutulur. Tohumlar ilkbahara kadar katlamada kalırlar hava ısınmaya başlayınca yavaş yavaş sulanmaya başlar. Çimlenen tohumlar kasalara veya tavalara 10 cm aralıklarla ekilir. Eğer ekim çok sık yapılmışsa genç bitkilerin iyi gelişmesini sağlamak için seyreltme yapılmalıdır. Bir yandan yabani genç bitki elde edilmesinde, aşılamada anaç bitki olarak kullanılır. Diğer yandan da ticari amaçların dışında yeni varyetelerin araştırılmasında uygulanır. Bütün amatörler, bahçelerindeki güllerin olgunlaşmış tohumlarını toplayarak, tohum ekmekten hoşlanırlar. Fakat bu ekimlerle iyi kalite güllerin üretilmesi nadirdir. Tohumların hastalıksız, sağlam bitkilerden alınması doğrusudur. Temiz, saf, ağır dolgun ve çimlenme kabiliyetinin tam olması gerekir.

Çelik ile Üretim:
Çelikleme yoluyla aşısız, toprak altı ve üstü kısımları çeliğin tür veya varyetelerinin özelliklerini taşıyan gerçek güller elde edilir.
•Verim periyodu aşı ile üretilen bitkilere göre daha kısa olup ortalama 4 yıldır.
• 2–3 yıl sonra da toprak yorgunluğu ortaya çıkar.
•Çeliklemeyle elde edilen güller diğerine göre daha az dayanıklı, daha zayıf ve hastalıklara duyarlı,çiçekleri de daha  küçüktür.
•Çelikleme üretim ile aşı ile üretime göre daha uzun sürede gelişmiş bitki elde edilir.
•Çelikleme üretim elverişli koşullarda tarlada yâda seralarda yapılabilir.

Aşı ile Üretim:
Aşı ile çoğaltma tekniği çoğaltılması istenilen bitkinin bir parçasını anaç olarak kullanacağımız başka bir bitki ile kaynaştırarak tek bir bitki olarak geliştirme tekniğidir. Aşılama yöntemleri kalem aşıları,  göz aşıları ve dilcikli İngiliz aşısıdır.
Kalem Aşısı;  Üzerinde birkaç tomurcuk bulunan ve kalem adı verilen bir parçanın kullanılarak yapılan aşı çeşidine kalem aşıları denir. Kalem aşıları daha çok iğne yapraklı bitkilerde değerli varyetelerin çoğaltılmasında kullanılır. Birçok kalem aşısı metodu vardır.

Göz aşıları; sürgün göz aşıları ve durgun göz aşıları olmak üzere 2 çeşittir.

Sürgün göz aşılarında anaca yerleştirilen göz o yıl içinde sürgün verir. Genelde Nisan- Mayıs aylarında yapılan aşılardır.
Durgun göz aşılarında ise gözler o yıl uyur halde kalırlar ve ancak ertesi yıl sürerler. Haziran – temmuz - ağustos ve eylül aylarında durgun göz aşısı yapılır.

Bu yöntemle bir bireyden çok sayıda göz alma olanağı vardır. Bu nedenle,  göz aşısı metodu kıymetli bitkilerin ve güllerin üretilmesinde, ekonomik ve amatör yetiştiricilerinde kolaylıkla uygulanabileceği aşı yöntemidir .

1. Aşı bıçağı ile kalemden gözün çıkarılması

2. Kalemden çıkarılmış aşı gözü

3. Anaç üzerinde aşı bıçağı ile t şeklinde çizik açılması

4. Açılan t’ye gözün yukarıdan aşağıya doğru yerleştirilmesi, anaca yerleştirilmiş göz

5. Aşı yerinin bağlanması

Dilcikli İngiliz Aşısı
Bodur güllerin elde edilmesinde, tohumdan yetişen yabani güllerde uygulanan bir aşı çeşidi olup, Nisan –Mayıs aylarında uygulanır.

  Bu aşıların yapılmasında kullanılan kalem, üzerinde birkaç göz bulunan, çoğaltılması istenen çeşitten alınan tek yıllık sürgündür.

• Anaç ve kalemin tam orta kısmı çakı ile yarılarak dilcikler oluşturulur.

• Kalem ve anacın dilcikleri birbirine oturacak şekilde sıkıca rafya ile bağlanır ve aşı macunu ile sarılır.

• Bu aşının uygulanabilmesi için öncelikle kalem ve anacın aynı kalınlıkta olması gerekir.

 

Daldırma ile Üretim
İlkbahar ya da sonbaharda yapılır. Çelikle üretimi zor olan güller ve sarmaşık güllerinin üretiminde tercih edilen bir yöntemdir

GÜL TOPRAĞI:
Gül fazla seçici olmamakla beraber, en iyi bağ toprağı da denilen demiri bol hafif kırmızımsı, kumlu killi toprakta yetişir. Bakir toprakları sever. Fazla asitli, kireçli ve besin açısından zayıf topraklar gül yetiştirmek açısından uygun değildir. Bol gübre veya kompost kullanılarak böyle topraklarda da gül yetiştirmek mümkündür. Aşırı besin tüketen bir bitki olduğu için toprağı her yıl gübrelenmelidir. Güllerin çevresi sonbaharda yanmış gübre ile tamamen örtülür. Bu suretle hem kökler soğuktan korunmuş olur hem de toprak besince zenginleşir.Güller havadar güneşli yerlerden hoşlanırlar. Ancak bahçede değerlendirilecek güller için aşırı sıcak yakıcı olabilir. Eğer gülleri bu gibi yerlerde yetiştirme zorunluluğu varsa, kuvvetli güneş ışınlarından en çok etkilenen kırmızı renkte varyeteler seçilmemelidir. Tırmanıcı, yayılıcı güller bu koşullar için idealdir. Bunun dışında beyaz ve pembe renkli varyeteler seçilebilir.

Birçok gül çeşidi için 20-22 C ‘den daha yüksek sıcaklıklarda güllerde gelişme süresi kısalmakta, verim artmakta, ancak kalite düşmektedir (Çiçek sapı küçülür, sap kısalır ). Yeni dikilmiş güllerde başlangıçta sıcaklık kontrolü çok önemlidir. Güllerde kritik dönem olarak bilinen, tomurcuğun bezelye büyüklüğünü alıncaya kadar geçmesi gerekli sürede, sıcaklık 21 C civarında tutulmalı, bundan sonra 16 C ye düşürülmelidir. Bu şekilde daha kısa sürede çiçek elde edilir.

Kapalı ortamlarda sıcaklığa bağlı olarak oransal nem, güllerin gelişmesi için uygun düzeyde olmalıdır. Örneğin 24 C de % 60 bağıl nem uygundur.  Fazla nem, hastalıklarını artırdığı gibi, nem noksanlığı da gelişmeyi olumsuz yönde etkileyebilir. Bitkide su kaybı artar, gelişme durur ve sürgünler kısalır. Elverişli nem koşullarında saplar daha uzun, çiçek ve yapraklar daha büyük olmakta, dolayısıyla kalite artmaktadır. Sık sık yapılan yağmurlama sulama (sisteme) külleme ve kara leke hastalığının yayılmasında etkili olacağından sakıncalıdır

SULAMA :
Güllerde dikimden itibaren yeterli sulamaya özen gösterilmelidir. Sulama zamanı ve miktarı çevre koşullarına, toprak yapısına, bitkinin gelişme durumuna bağlı olmakla birlikte, sürgün verme döneminde ve yaz aylarında gül, daha fazla suya ihtiyaç duyar. Budama sonrası, çiçek kesim dönemi ve kış aylarındaki su ihtiyacı ise daha azdır.
Gül dayanıklı bir bitki olduğu için, fazla sulanmasa da kolay kurumaz. Ancak çiçekleri küçülür, yeni tomurcuk vermez. Bitki gelişemez.
Yeni fideler düzenli sulanmaz ise kuruyabilir. Bol sulanan güller sürekli gelişir ve çiçeksiz kalmaz. Ancak dibinde su beklememelidir.
En ideal sulama için gülfidanının çevresi hafif çukurlaştırılır. Haftada 1–2 defa bu çukur suyla doldurulur. Sadece toprağı ıslatmak yetmez. Az ve sık sulamak faydadan çok zarar verir. Saksı gülleri daha sık sulanmalıdır.

DİKİM:
Güllerin dikiminde en uygun periyot Kasım ve Mart ayları arasındadır. Fakat gerçekte 15 Ekimden itibaren Nisan sonuna kadar dikilebilirler. Kışın dikim, toprak şartlarının elverişsizliği nedeniyle uygun değildir. Dikim, geç Nisanda yapılmışsa özellikle sulamaya büyük özen göstermek gerekir. Söz edilen dikim zamanları çıplak köklü güller için geçerlidir. Şimdi yetiştiriciler, her mevsim hatta yazın bile dikilebilme olanağı olan tüplü güller yetiştirmektedir.
Gerek bahçecilikte, gerekse seralarda kesme çiçek olarak yetiştirilen güllerin dikimi çok önemlidir.
•   Dikim için, hazırlanan toprak sahada derinliği 60 cm, çapı 40 cm olan çukurlar açılır.
•   Çukur dibine, üstten alınan toprak gübreyle karıştırıldıktan sonra konur.
•  Bundan sonra sıra, güllerin dikime hazır hale getirilmesine gelir. Buna pratikte “kök tuvaleti “ (dikim budaması) denir. Amacı, sökümde zedelenen, kuruyan kök uçlarını budamaktır.
•  Ölü kök uçları kahverengi olup, bahçe makasıyla kesilerek sarı veya beyaz sarı rengin ortaya çıkması sağlanır.
•  Toprak içinde, köklerin kesilen kısımlarının etrafında oluşan yara dokusunun çevresinden çıkan çok sayıda kökçükler gülün toprağa sıkıca tutulmasını sağlarlar. Bu tutunma, eğer gülün kökleri dikimden önce killi toprak, taze gübre ve sudan yapılmış bulamaca batırılırsa daha da kolaylaşır.
•  Köklerde yapılan bu budamaya paralel olarak dal uçları da budanmalıdır. Bu yöntem, bütün geç dikimler için özellikle önerilir.
•  Dikim budaması yapılan güller, önceden açılmış olan çukurlara, kökler kıvrılmayacak, doğal durumunu koruyacak ve aşı noktası hafif olarak toprak içinde kalacak şekilde yerleştirilirler.

BUDAMA:
Budanmamış gül bitkisi; çok sayıda yoğun sürgün oluşturur, çiçekleri küçük ve kalitesizdir. Uygun bir budama; verimsiz, yaşlı, hasta, kuru, zarar görmüş dalların çıkartılması ile iyi bir çiçeklenme için birkaç dalın bırakılması işlemidir. Budama size, bahçenize uyan arzu ettiğiniz gül şeklini yaratma fırsatını verir.
Budama ile kuvvetli ve sağlıklı bir bitki gelişimi sağlandığı gibi, bitki içine daha fazla ışık, hava girmesi de sağlanır. Şekil yaratılmasının yanında daha iyi ve kaliteli çiçekler elde edilir. Gülde yapılan her türlü kesme işlemi budama olarak adlandırılır. Budama işlemi dikim aşamasında dikim budaması ile başlar, her yıl yapılan yıllık budamalar ile devam eder.
Dikim budaması özellikle çıplak köklü fidanlarda uygulanır. Aşırı uzun kökler kısaltılır. Kırılmış zarar görmüş kökler kesilir. Ayrıca bu kök sisteminin besleyebileceği ölçüde sürgün bırakılmalıdır. Genelde toprak üstü aksam olarak, 15- 20 cm uzunlukta (üç beş göz içeren) farklı yönlere bakan üç-dört sürgün yeterlidir. Tüplü fidanlarda aşırı uzun sürgünler varsa dikim sırasında bir parça kısaltılır.
Bahçe gülleri için en iyi budama zamanı, güllerin dinlenmeye girdiği sonbahar sonu ile kış bitimi arasındaki zamandır. Dinlenmeye giren gülde önce yapraklar azalır, kışı sert olan yerde tamamen dökülür, sürgün ve çiçek faaliyeti durur, bitki kışa dayanabilmek için hayatsal faaliyetlerini en alt düzeye indirir. Budama işlemi gözler uyanmadan, bitki aktif büyümeye başlamadan tamamlanmalıdır.

1. Birbirine gölge yapan, birbiriyle rekabet içinde olan dallardan biri alınmalıdır.
2. Kışın soğuktan zarar görmüş dallar sağlıklı dokunun bulunduğu noktanın birkaç cm altından kesilmelidir.
3. Hastalıklı, kuru, zayıf, ince sürgünler bitki üzerinde bırakılmamalıdır.
4. Bitkinin (çalının) orta kısmında daha fazla ışık ve hava girmesi için, ortada bulunan dallar dipten çıkartılmalıdır.
5. Bu şekilde kesim ile çalıya bir vazo görünümü de sağlanmış olur. Vazo şekli hastalıkları önleme açısından da yararlıdır.
6. Yaşlı bir dalın ucunda bir en fazla iki adet tek yıllık sürgün 2-3 göz üzerinden budanarak bırakılmalıdır.
7. Uç kısımda yaşlı dal ile tek yıllık sürgünün birleştiği yerde çatal oluşturulmamalı, yaşlı kısım birleşme yerinden tırnak bırakılmadan kesilmelidir.
8. Bırakılan dal ve sürgünlerin yönleri gözler geliştiğinde birbiriyle karşılaşmayacak doğrultuda olmasına özen gösterilmelidir.
9. Kesilen sürgünün iç rengi beyaz olmalı, eğer kahverengi veya siyah ise kesim beyaz renge ulaşılan noktanın altından yapılmalıdır.
10. Aşılı güllerde aşı noktasının altından gelen dip sürgünleri dipten kesilmelidir.

Kesimler gözün 5- 6 mm üzerinden 30–45º derecelik açı ile düzgün bir şekilde yapılmalıdır. Kesim gözün ters yönünde olmalı, göz üzerinde 5–6 (mm) milimetreden büyük dal parçası (tırnak) bırakılmamalıdır Büyük dal parçası kısa sürede canlılığını yitirir (ölür), hastalıklara ve zararlılara barınak oluşturur.
Kesim yapılacak yerdeki gözün yönüne de dikkat edilmelidir. Göz çalının orta kısmına doğru bakmamalı, dışarıya doğru yönelik olmalıdır. Genelde sürgünün en üstündeki göz uyanarak yeni sürgünü oluşturacağı için gözün yönü önemlidir.
Kesim sırasında makasın kesim yapan ince kısmı aşağıda, bir başka deyişle bitki tarafında olacak şekilde tutulmalıdır. Aksi tutuş durumunda kesim düzgün olmaz yüzey zedelenir, parça (tırnak) kalır. Bu durumda bir kez daha kesim yapılarak yüzey düzeltilmelidir.

Bahçe güllerinde yapılan önemli yanlışlardan birisi de açmış, geçmiş, solmuş çiçeklerin bitki üzerinde bırakılmasıdır. Bu şekilde uygulama, yeni çiçeklerin oluşumunu engellediği gibi bitkinin kuvvetinin de azalmasına neden olur. Bu nedenle açmış, solmaya başlayan çiçek, çiçek sapı alt kısmında iki adet beş parçalı yaprak bırakılarak kesilmelidir. Bu işlemde temel olarak yıl içinde yapılan bir budamadır.

GÜLLERDE GÖRÜLEN SORUNLAR, HASTALIKLAR VE ZARARLILAR:
Gül yetiştiriciliğinde karşımıza çıkan en büyük sorunlar “Kör Sürgün” ve “Bozuk Baş” oluşumudur.
Kör Sürgün, Güllerin generatif gelişmeye başlaması gerekirken, vejetatif devrede kalarak yaprak açmaya devam etmesi, böylelikle sapın ucunda çiçek meydana gelmemesi olayıdır.
Bozuk Baş, Gül tomurcuklarının ortasındaki petallerin tam olarak gelişemeyerek yassı ve ondüleli bir şekil almasıyla ortaya çıkar.


Külleme(Sphaerotheca pannosa var.rosae):
Hastalık gülün yaprak, sürgün ve tomurcuklarında görülür. Hastalıklı bitki kısımları budanmalı ve budama artıkları yok edilmelidir. Fazla sulamadan özellikle sisleme şeklindeki sulamadan kaçınılmalıdır. Çünkü hastalığa neden olan fungus (mantar) nemli koşullarda iyi gelişmektedir.İlaçlı mücadelesinde, ilk ilaçlamaya yaprak ve tomurcukların oluşumu görüldüğünde başlanmalıdır.



Pas:
Hastalık, önce yaprak, dal ve tomurcuk saplarında sarımtırak lekeler  halinde görülür. Daha sonra bu lekeler turuncuya dönüşür.
İlkbaharda hastalıklı dallar budanmalı, sürgünleri kesmeden önce İspirto, Karbolineum gibi maddeler sürülmeli, Toprağa düşmüş yaprak ve budama artıkları toplanarak imha edilmelidir.Çiçek tomurcukları kırmızı uç göstermeden 20–25 gün önce birinci; birinciden 10–15 gün sonra ikinci; hasat biter bitmez üçüncü ilaçlama yapılmalıdır.



Siyah Nokta:
Yaprakların üst yüzeyinde başlangıcında 2–12 mm çapta karakteristik yuvarlak siyah lekeler meydana gelir. Zamanla bu lekeler birbirleriyle birleşerek daha geniş alanları kaplarlar. Lekelerin çevresini saran yaprak dokusunun rengi sarıya döner ve yapraklar kuruyup dökülür. Hastalığın yayılmasını ve bir seneden diğer seneye geçişini engellemek için, kuruyan lekeli sürgünler budanmalı ve budanan bu hastalıklı bitki kısımları ile yere dökülen hastalıklı yapraklar toplanıp yakılmalıdır.Yaprakların uzun süre ıslak kalmamasına dikkat edilmelidir.İlaçlı mücadelesinde Benomyl, Captan ve Maneb etkili maddeli ilaçlar önerilmektedir. İlaçlamaya ilk belirtiler görülür görülmez başlanmalıdır.

 



Gül Mildiyösü (Peronospora sparsa) :
Hastalık yapraklarda morumsu kırmızı ile koyu kahverengi arasında değişen düzensiz lekelere neden olur. Zamanla yaprakların rengi sarıya döner ve yapraklar dökülür. Gövdede 2 cm veya daha büyük boyutlarda morumsudan siyaha kadar değişen renklerde lekeler meydana gelir. Hastalanan dallar daha sonra ölür.

Hastalığın ertesi seneye taşınmasını engellemek amacıyla hastalıklı yaprak, gövde ve çiçekler yok edilmelidir.Seralarda fazla nemden kaçınılmalı ve iyi bir havalandırma ile nem azaltılmalıdır. Hastalığın gelişimi ve enfeksiyonu için ideal koşullar olduğunda koruyucu fungusitler (bakırlı preparatlar ve mancozeb) kullanılmalıdır.



Gül hortumlu böceği (Rhynchites hungaricus Herbst., Coleoptera:
Curculionidae) : Başı hortum şeklinde uzamış, 5–7 mm uzunluğunda, göğüs üstü ve üst kanadın yanları kırmızı diğer kısımları siyah bir böcektir.
Baharda üzerinde böcek görülen ve zarar görmüş tomurcukların koparılıp yok edilmesi gerekir. Ayrıca toprak işlemesi, kışlayan larvaları öldüreceğinden gereklidir. Zorunlu hallerde ergin çıkışını takiben Malathion terkipli bir insektisit uygulaması yapılabilir.

Güllerde Yaprak Biti :
Yaprak biti hortumunu bitki dokusu içine sokarak özsuyu emer. Koloniler halinde sürgün tomurcuk ve yapraklarda bulunur. Yoğun olduğu durumlarda gül tomurcuklarının normal gelişmesi duraksar, büyük zarara neden olabilirler.

Dişilerinin vücut rengi yeşil ve kırmızının bütün tanlarında olup, baş ve thorax siyahtır. Erkekler genel olarak siyahtır. 2-3,5 mm. boyunda dolgun ve yumuşak vücutludurlar kanatlı ve kanatsız formları vardır.
Güllüklerin otsuz bulundurulması, toprak işlemesi, sulama ve gübrelemenin zamanında yapılması önemlidir. 100 Gül bitkisinin 20’sinde , sürgün ve taze yaprakların alt yüzünde yaprak biti kolonileri görülmeye başladığı zaman ilaçlamaya geçilmelidir.

 

Gül filiz arıları :
Ergin arıları 20 mm boyunda olup, larvaları güllerin taze sürgünlerinde özlerinde beslenir. Larvalar sarımsı krem renginde ve ‘S’ şeklinde kıvrık duruşludur. Arılar yumurtaları taze sürgünlerin içine koyarlar. Bu sürgün birkaç saat içinde solar, aşağı doğru sarkar ve kurumaya başlar.Mücadele: Kış bakımı sırasında zarar görmüş dallar özün bulunduğu kısımdan kesilir ve yakılarak yok edilir. Gerekli hallerde ergin çıkışını takiben iki hafta içinde özellikle taze sürgünler hedef alınarak Parathion methyl, Azinphos methy terkipli insektisitlerle ilaçlanmalıdır.Bazı böcekler dalların içine girerek boşaltırlar. Böyle hastalıklı dalları sağlam yerine kadar budamalıdır. Mantar hastalıklarında belirti görülmeden ilaçlama yapılır. Böcek ilaçları ise zararlılar görüldükten sonra kullanılır. Bu ayrıntıya dikkat edilmelidir.
İlaçlama kuru, rüzgârsız, güneşsiz ve serin havada yapılır. Akşamüstü en uygun zamandır.

 

Güllerde Virüs hastalıkları nadiren öldürücü olmaktadır. Ancak bitkinin gücünü, çiçek kalitesini ve verimini önemli ölçüde azaltmaktadır. Gül mozaik virüsü güllerde yaygın olarak görülen hastalıklardandır. Klorotik (sarı) çizgi şeklinde lekeler, halkalı lekeler ve benekler, sarı ağ şeklindeki belirtiler yetiştirme mevsiminde görülen karakteristik yaprak belirtileridir. Virüslü bitkilerden çoğaltma materyalleri alınmamalıdır. Termoterapi (bitkilerin ısı ile muamele edilmesi) uygulaması yapılabilir. 380C de 4 hafta süre ile tutulan gül bitkilerinden alınan gözlerde gül mozaik virüsü olmamaktadır. Virüs hastalıklarının ilaçlı mücadelesi yoktur.


Oksijen Deposu, Doğa Harikası Kazdağları, Bir kaç Ton altın uğruna Katlediliyor...
 
Locations of Site Visitors
Tayfun ÖNAL
e-mail:onaltay@yahoo.com
Narçiçeği Sitesi Altınoluk / Balıkesir